12 Eylül 2017 Salı

0 0

Ayağa kalkıp salona geçti. Kitaplığın önünde öylece dikildi. Bunca kitabı niye sokmuştu beynine. Onca yazarın zihninde ne işi vardı. O kadar kelime ne diye girmişti hayatına. Dünya etrafında dönmeye başladı. Dağlar, nehirler, ormanlar, ülkeler, sınırlar... Gittikçe hızlandı, hızlandıkça sessizleşti dönenler. Daha da hızlandı, kitaplar, televizyon, ayakkabılar... Bir tek kendi duruyordu. Tam ortada, tüm dönen şeyin ortasında. Etrafını izledi. Etrafı ışık oldu. Herşey o kadar hızlıydı ki... Ellerini kaldı tüm dönen herşeyin ortasında, diz çöktü, bağırdı, bağırdıkça kendini duymaz oldu. Işık gitti, sesi gitti... Bir yokluğun ortasında hiç olmuştu. Hep istediği şekildeydi, sanki yok gibi. Dakikanın milyonda biri de olsa artık o yoktu...

Hiç yorum yok: