12 Eylül 2017 Salı

0 0

Ayağa kalkıp salona geçti. Kitaplığın önünde öylece dikildi. Bunca kitabı niye sokmuştu beynine. Onca yazarın zihninde ne işi vardı. O kadar kelime ne diye girmişti hayatına. Dünya etrafında dönmeye başladı. Dağlar, nehirler, ormanlar, ülkeler, sınırlar... Gittikçe hızlandı, hızlandıkça sessizleşti dönenler. Daha da hızlandı, kitaplar, televizyon, ayakkabılar... Bir tek kendi duruyordu. Tam ortada, tüm dönen şeyin ortasında. Etrafını izledi. Etrafı ışık oldu. Herşey o kadar hızlıydı ki... Ellerini kaldı tüm dönen herşeyin ortasında, diz çöktü, bağırdı, bağırdıkça kendini duymaz oldu. Işık gitti, sesi gitti... Bir yokluğun ortasında hiç olmuştu. Hep istediği şekildeydi, sanki yok gibi. Dakikanın milyonda biri de olsa artık o yoktu...

9 Eylül 2017 Cumartesi

Boğaz

Boğazını sıkmaya çalışır da engel olmaya çalışırken göz göze bakarsın ya düşmanınla, o an güçsüz olduğunu fark edip ölüm anını yaşamaya başlamışsındır işte. Ellerin iki yana düşer, gözlerin gökyüzüne bakmaya başlar... Bunlar hep refleks der içinden bir ses..

4 Eylül 2017 Pazartesi

II.Şans

Köşelerde genelde unutulan şeyler kalmaz mı? Evet öyle olur. Saksılar, eskiden kullanılmış eşyalar, ayakkabıların giyilmeyenleri, şehrin atıkları hepsi. Şimdi soruyorum, şu halde köşede oturmak isteyenin bilinçaltı ne haldedir? Otobüs köşesi, sınıf köşesi, pencere köşesi... Oldum olası köşeli şeyleri sevmem ben. Ovalimsi şekiller ve rotalar hep daha çok hoşuma gitmiştir. Ama tüm mekanlarda oturduğum yer hep köşedir. Estetik zevkinden yoksun bir adamım belki de kim bilir. Kimin bileceğinden daha da önemlisi, tüm köşelerin dolmak üzere olduğudur bence.

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Kral

Babam bir maslahatgüzardı ve ben Yalak Deresi Köprüsü'nden geçerken hep kurbağaları görmeye çalışırdım. Hava güneşliydi ve ben sıcak kumlardan denize doğru var gücümle koşmak için ikindi vaktini beklerdim. Koyunlar otlardı ve ben neden sürüde kimse kavga etmiyor diye onları sorgular gibi yapıp kendimi sorgulardım. Annem bir kitap aşığıydı ve ben her kitabın ilk sayfasını hep merak edip onun ismini arardım. Arkadaşım aslan yürekli bir adamdı ve ben tüm cesur insanları sevmekten kendimi alamıyordum. Herkes ileri yürüyor gibi yapıyor ve ben hep onları bekliyordum.

15 Ağustos 2017 Salı

Deri

Seni derinden tanırım. Ya güneşte yanmışsındır ya da güneş görmemiş.

1 Ağustos 2017 Salı

Notaların eskizleri yazılar

İyi yetiştirilmiş insanlar bile, sağlam temelin faydalarını belli bir ortalamaya kadar koruyorlar. Daha sonra hiç iyi yetiştirilmeyen insan evladından daha kötü bir hal alıyorlar. Çünkü takdir edersiniz ki, kömürün deforme olmasıyla elmasın deforme olması arasında çok fark var. En nihayetinde iş kendini hep iyi gören, etrafındaki herkesin ona kazık attığı, onun bir peygamber gibi hatasız yaşadığı sanrısıyla etrafta gezen zombilere gidiyor. Bu yürüyen ölüler, acılı şarkıları sever, çok iyi yalan söyler ve gösteriş budalası tipler olarak gözlemlenebilir. En net özellik ise sizden başka etrafında yamanabileceği kimse olmaması. Kitap okumayan biriyle oturmaktansa, köpeğimle gezmeyi tercih ederim. İyi akşamlar.

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Elim, Yüreğim, Zihnim

Sınır fiziksel bir kavramdır. El, fiziksel bir olgudur. Biz insanlar da böyle bir dünya hükümranlığında yaşıyoruz. Fakat kimileri bu kavram ve olguları aşmış başka sınır tanımlamalarında yaşıyor. Onları gördükçe içim eriyor gönlüm düşüyor ama elim yetişmiyor. Bataklık misali düştüğüm yerden çıkamıyorum. Çaresizlik hastalığına derman bulabilmiş miydi o güzel hekim İbn-i Sina? Hey hat! Ne mümkün!